<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kurtuluş Hikayeleri &#8211; Madde Bağımlılığına Son | REHADER</title>
	<atom:link href="https://rehader.org.tr/category/kurtulus-hikayeleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://rehader.org.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 Feb 2019 00:03:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.3.2</generator>

<image>
	<url>https://rehader.org.tr/wp-content/uploads/2019/02/cropped-favicon-32x32.png</url>
	<title>Kurtuluş Hikayeleri &#8211; Madde Bağımlılığına Son | REHADER</title>
	<link>https://rehader.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vincenzodan Volkanlara &#8211; Volkanın Kurtuluş Hikayesi</title>
		<link>https://rehader.org.tr/vincenzodan-volkanlara-volkanin-kurtulus-hikayesi/</link>
				<comments>https://rehader.org.tr/vincenzodan-volkanlara-volkanin-kurtulus-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 14 Feb 2019 00:01:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kurtuluş Hikayeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://rehader.org.tr/?p=286</guid>
				<description><![CDATA[Hep duyardık veya okurduk” SAN PATRİGNANO” topluluğunu. Yıllardır işin içinde hasbi olarak hizmet vermeye çalıştığımız için bağımlıyı tanıyorduk. Onların ne kadar zor bir hedef olduğunu çok iyi biliyorduk. Her ne kadar başarı oranlarını % 60-70-80’lere çıkarıyoruz, şöyle başarılıyız böyle sonuç aldık diyenleri duysak ta; işin Türkiye’de öyle olmadığını en iyi bilenlerden biri olarak şöyle derdim:&#8230;]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Hep duyardık veya okurduk” SAN
PATRİGNANO” topluluğunu. Yıllardır işin içinde hasbi olarak hizmet vermeye
çalıştığımız için bağımlıyı tanıyorduk. Onların ne kadar zor bir hedef olduğunu
çok iyi biliyorduk. Her ne kadar başarı oranlarını % 60-70-80’lere çıkarıyoruz,
şöyle başarılıyız böyle sonuç aldık diyenleri duysak ta; işin Türkiye’de öyle
olmadığını en iyi bilenlerden biri olarak şöyle derdim:</p>



<p>-Nasıl oluyor da %75 başarı, ne
yapıyorlar, Hokus- pokus mu yapıyorlar, sihirli bir değnekleri mi var.?</p>



<p>-Acaba bunlar da abartıyorlar mı?</p>



<p>-Yok canım! işin içinde 40 yıllık
tecrübe var, mümkündür, bunlar yapmadığını söylemezler,</p>



<p>&nbsp; İşte 19 mart 2018 de pazartesi
günü SaaT 9.45’te San Patrignano’dan içeri girdiğimizde bu sorularımızın
cevaplarını buldum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p><strong><a href="https://rehader.org.tr/madde-bagimliligi-ile-mucadelede-san-patrignano-toplulugu-modeli/">SAN PATRİGNANO TOPLULUĞU nedir?</a></strong></p></blockquote>



<p>Konya’dan 10 kişilik bir ekiple,
gözlerimiz meraktan ve şaşkınlıktan hayranlıkla etrafı süzüyor, rehberimiz
Fulvio’ nun sorularımıza verdiği cevapları dikkatle not alıyordum. Her verilen
cevap beni bir yere götürüyordu. En son duyduğum cümle beni aldı götürdü başka
yerlere: “ Bu kuruluşta en ufak bir devlet katkısı yok.” Peki öyleyse bu
merkezi, bu topluluğu kim bu hale getirdi? Fulvio’ nun ağzından bir azizin
ismini söyler gibi saygı ile dökülen “VİNCENZO MUCCİOLİ ismini işitince “ hadi
canım sadece bir kişi mi işin başında, yani bir dernek, vakıf, devlet desteği
falan yok mu? Diye gayri ihtiyari içimden geçirmiştim. Ama yanılmışım. Ne zaman
dış mekan gezilerini bitirdik içeriye, baskı, reklam ünitesine ve yemekhaneye
girdiğimizde gördüğüm resimler bana her şeyi açıkladı.</p>



<p>Ağlayan bir genç başını bir kişinin
omzuna yaslamış. Gencin&nbsp; omzuna yaslanıp teselli bulduğu kişinin gözleri
uzağa bakıyor, kaşları çatılmış, belli ki şefkat ve merhameti ile genci
sahiplenmiş, “ korkma ben varım, yanındayım, yalnız değilsin diyor. İşte oydu
aradığım adam, sorularımın cevabı: ADANMIŞ BİR İNSAN VE ADANMIŞ BİR ÖMÜR =
VİNCENZO MUCCİOLİ</p>



<p>Biliyor musunuz dostlar bir madde
bağımlısının en acil ve en güzel ilacı sevgidir. Vincenzo’da fazlası ile vardı.
Nerden mi biliyorum, söyliyeyim efendim, hemen yanında ki siyah beyaz resimde,
minibüs ve karavanları ile Vincenzo’nun evine kadar gelmiş bağımlıları gördüm,
toprağa çömelmişler Vincenzo’ya bakıyorlar umutla, gözleri konuşuyor sadece,
diyorlar ki “ KURTAR BİZİ N’OLUR”. O kadar kolay değildi ki bunu yapmak. Ama O
nasıl yapılacağını biliyordu ve gereğini yaptı, evini , 30 hektar
arazisini&nbsp; en değerli zamanını, herşeyini&nbsp; ve kendini adadı .Başka
türlü olmazdı zaten.</p>



<p>Şunu belirtmekte fayda görüyorum;
bağımlının tedavisi ve rehabilitasyonu çok zor ve uzun bir süreçtir. Bu süreçte
maaştan başka gayesi olmıyan görevlilerin bıktıklarını, “bundan bişey olmaz,
salıver gitsin” tarzı bıkkınlıklarını bildiğim için gördüğüm resimler ve
toplulukta ki hayatın canlılığı içimdeki soru işaretlerini kökünden silip
atmıştı. Bu iş ancak böyle bir adanmışlık ve sistemli, uzmanlık gerektiren bir
çalışma ile yapılabilirdi.</p>



<p>San Patrignano bir arı kovanı gibi
liseli öğrencilerin ve diğer ziyaretçilerin sesi ile yankılanıyordu. Her geçen
dakika hayranlığımız daha da artıyordu ki rehberimiz Fulvio bizi unlu mamüller
ve pasta imalathanesinin kapısına getirdi. Meğer en büyük sürpriz buradaymış.
İçeriye girdi ve biraz sonra orta boylu esmer bir genç çıktı dışarı. Gözlerinde
ilkönce şaşkınlık ifadesi vardı. Fulvio “Volkan” diye seslendi. Anlamıştık Türk
olduğunu.O da karşısında birden Türkçe konuşmaya başlıyanları görünce
şaşkınlıkla İtalyanca Türkçe karıştırarak konuşmaya başladı, birkaç saniye
sonra gözlerini sevinç kapladı, şaşkınlığı gitmiş bir halde</p>



<p>-İki gün önce Türkler gelecek buraya
demişlerdi ama pek ihtimal vermemiştim.</p>



<p>Hoş geldinizlerin&nbsp; arkasından
sorular yağmur gibi gelmiye başladı Volkan’a . Konuştukça açıldı gülücükler
yüzünde belirdi</p>



<p>-Kusura bakmayın 9 aydır ilk defa Türk
görüyorum ve Türkçe konuşuyorum, İtalyanca ile karıştırıyorum dedi</p>



<p>İzmirli imiş ,Türkiye’de her yolu
denemiş. Amatem den psikiyatristlere kadar epey bi zahmet çekmiş. Aramış
taramış en sonunda San Patrignano’yu duymuş. Konsolosluk vasıtası ile
müracaatını yapmış ama bir hayli zorluklar ile karşılaşmış. Skype aracılığı ile
dil bilen bir arkadaşı vasıtası &nbsp;ile yönetim ile görüşmüş. Altı ay sonunda
davet almış, atlamış gelmiş. Ama buraya girmek o kadar kolay değil. İki ay
kabul öncesi, kurum dışında bir tecrit ve arınma merkezinde taşı bile çatlatan
zorlu bir mücadele sonucunda, yönetim tarafından SanPatrignano’ya kabul
edilmiş. Dokuz aydır İtalyancayı yeterince öğrenmiş.</p>



<p>-“Evliyim ve bir çocuğum var. Her şeyimi
kaybettirdi bana bu illet. Türkiye de olmadı , olsa bile çok zor. Üçüncü sınıf
insan muamelesi görüyorsun çünki. Burada insan yerine koyulduğunu anlıyorsun.
Seni dinliyor, önemsiyorlar italya da” diyor.</p>



<p>O konuştukça ben de resmin parçaları
tamamlanıyordu artık.</p>



<p>Memleketinde çaresini devasını bulamıyan
Volkan’a , İtalya’da Vincenzo adındaki bir adanmış insanın gayret eli uzanıp O
nu buralara getirmişti. Vatan hasreti ile karışan tebessümü anlatılmaz bir
güzellik arz ediyordu. O bize biz İse O na doyamamıştık.</p>



<p>-“Yemekte yan yana oturur sohbet ederiz
“ deyince kısık ve utangaç bir tavırla</p>



<p>-“Ben bugün orucum “ demişti.</p>



<p>İşte bizi tam kalbimizden fethetmişti
Volkan. Receb-i Şerif in ilk günü idi. Ağlamaklı oldum, içim doldu. Bir yıl
önce bağımlılığın pençesinde kıvranırken şimdi San Patrignano’ da üç ayların
ilk gününü oruçla geçiren bir Anadolu delikanlısı. Artık benim için sözün
bittiği yerdi, sustum sadece, gözlerimi kapadım, daldım uzaklara,,</p>



<p>Kendini bu gençlere adayan, bu yapıya
ilk temel taşını koyarak 40 yıldır binlerce Volkan’ ın&nbsp; yüzünde ki
gülümsemeye vesile olan, onları bataklıktan çıkaran, ana babalarına, eşlerine
çocuklarına kavuşturan, topluma faydalı bir birey haline getiren,
sivrisinekleri değil bataklığı kurutmayı kendisine vazife kabul eden VİNCENZO
MUCCİOLİ sana gönül dolusu teşekkürler ediyoruz. Ülkemizde senin gibi Vincenzo’
ları bekliyen Volkanlar var. Bize de gel Sinyor MUCCİOLİ bekliyenlerin var.</p>



<p>Erkan ASLAN</p>



<p>25.03.2018</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://rehader.org.tr/vincenzodan-volkanlara-volkanin-kurtulus-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
